Kütüphane

Aziz Antuan

Aziz Antuan, 1195 yılında Lizbon’da doğdu. Görkemli ve zengin bir ailenin ilk oğluydu. Vaftiz olduğunda O’na Fernando adı verildi. O zamanlar, okuyanların oranı çok az olmasına karşın, okula gönderildi. Ailesi onun avukat olmasını istiyordu. Böylece övünecek daha fazla şeyleri olacaktı. Fakat Fernando, bu düşüncelerle ilgilenmiyor, daha mütevazi bir hayat yaşamayı seviyordu. Tanrı onu kendi yoluna çağırıyor, o da sevinçle bu yolda yürümek istiyordu. Çocuk olmasına karşın, dua etmeyi çok seviyordu.

Aziz Pavlus’un hayatı – p. Hanri Leylek OFMCap

Pavlus M.S. aşağı-yukarı 8 yılında Imparator Augustus döneminde Tarsus’ta doğduğunda, Tarsus’un başkent konumunda olduğu Kilikya bölgesi Stoacı bir filosof olan Atenedorus tarafından yönetiliyordu.

Kutsal kitaba yaklaşim– p. Hanri Leylek OFMCap

Kutsal kitap bir roman, bir bilim veya bilgimizi arttıran bir kitap değildir. O, insan ile Tanrı arasındaki bağı açıklayan, Tanrı’nın ve insanın kim olduğunu değişik bir düzeyde açıklayan bir kitaptır. Bunun için bu kitaba yaklaşım herhangi bir kitaba olan yaklaşımdan farklı olmalıdır.

Iman ve ego– p. Hanri Leylek OFMCap

Problem, Tanrı’nın isteyi ile insan doğasının, yapısının uyuşması. İnsanların  arzu ile duygularına ve Tanrı inancının gerektirdiklerine duyulan saygı. Hiç birinin zedelenmeden gerçekleşebilmesi.

Bu iki duygunun, olgunun birarada bulunması mümkün mü? Gerçekten de olgun ve imanlı bir yaşam ve düşünüş şekli için kişinin arzu ve istekleriyle savaşması gerekiyor mu? İmanlı bir insanın her günkü savaşı bu iki duyguyu uzlaştırmaktan ibaret mi? Ben hem tam bir insan olarak hem de imanlı olarak yaşayabilirmiyim?

Dua– p. Hanri Leylek OFMCap

Dua Karşılıklı bir ilişkidir, Tanrı ile bir iletişim hattının  kuruluşudur: Mezmurların yazarı Davut peygamber Allah’a şu sözlerle yakarmaktır:

Ey Allah, benim Allah’ım sensin;

Seher vakti seni ararım;

Canım sana susamıştır;

Kurak, yorucu ve suyu olmayan bir diyarda bedenim seni özler.

Senin isminle ellerimi kaldıracağım, ağzımda sana hamdedecek,

Çünkü sen bana yardımcı oldun (Mez. 63).

Günah– p. Hanri Leylek OFMCap

Günah, Tanrı’nın gözünde kötü olan olaylardır. Tanrı’nın istemediği bir şeyin yapılmasıdır. Tüm dinler, insanı günahtan arındırıp Tanrı’nın istediği bir duruma getirmekten ibarettir.

Bilim ve iman– p. Hanri Leylek OFMCap

Kutsal Kitap verilerine göre “Evreni ve onu süsleyen bütün şeyleri yarattıktan sonra, Tanrı insanı yarattı ve ona belirli yasalara göre ve toplum içinde gerçekleştirilecek özel ve deyişmeyen bir görev verdi”.

Panteizm’e göre herşey Tanrı’nın bir parçasıdır. Diğer Hindistan, İran, Platoncu ve Aristocu dualistlere göre Tanrı evreni meydana getirmek için ezelden beri varolan bir maddeyi kullandı. Hıristiyanlığa göre: Tanrı evreni, önceden varolan hiçbir maddeyi kullanmaksızın yaratmıştır.

Augustinus– p. Hanri Leylek OFMCap

Augustinus, 354 yılında Kuzey Afrika’da  Tagaste, bugünkü Souk Aras (Cezayir) adlı bir kasabada doğdu. Babası Patricius bir putperesti (sonradan hıristiyan oldu). Annesi Monica ise bir hıristiyandı. Felsefe okudu, hoca oldu ve Roma imparatorluğunun birçok şehirlerini dolaşarak üniversitelerinde dersler verdi…….

TANRI’NIN ÖĞRETTİĞİ DUA – Goklerdeki Pederimiz – p. Hanri Leylek OFMCap

Kutsal Kitap’ta Mesih İsa’nın direk olarak öğrettiği tek dua “Göklerdeki Pederimiz” duasıdır. Yani bu dua ile nasıl dua etmemiz gerektiğini öğretti, duanın yolunu çizdi. İzlenmesi gereken yolu gösterdi, Okunacak ve tekrar edilecek bir duadan çok açılması gereken bir duadır.

MESİH İSA’NIN ÖĞRETİLERİ – p. Hanri Leylek OFMCap

Vaftizci Yahya’nın görevi Mesih İsa’nın yolunu hazırlamaktan ibaretti. O şöyle diyordu: “Tövbe edin! Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı“. Yahya ile beraber Eski Ahitteki peygamberlik devri kapanır.

Bu sırada İsa, Yahya tarafından vaftiz edilmek üzere Celile’den fieria nehrine, Yahya’nın yanına gelir. Vaftiz olduktan sonra çöle gider ve orada kırk gün kalır.

Bundan sonra Filistin’e dönerek Tanrı’yı tanıtmaya başlar, yeni bir yaşam tarzı sunar.

Gerçek mutluluk -p. Hanri Leylek OFMCap

İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturduktan sonra, öğrencileri yanına geldiler. 2-3Onlara seslenip şöyle ders vermeye başladı…

DİNLERE GÖRE ORUCUN ANLAMI – p. Hanri Leylek OFMCap

Çok tanrıcı dinlerde oruç, kötü ruhlardan korunmak, tanrıların huzuruna çıkabilmek ve onların sevgisini kazanmak için tutulurdu. Bu dine ilk girenler için belli bir oruç süresi öngörülüyordu. Aynı şekilde büyü yaparken veya tapınakta Tanrı’ya danışmaya gidildiğinde oruç tutulmaktaydı. Buradaki oruç yemek yememe ve hiç bir ilişkiye girmeme anlamındaydı. Yaslı olanlarında oruç tutması gerekiyordu. Aynı şekilde bereket-bolluk dualarından önce de oruç tutuluyordu, bu da ekim yapılan aya rastlamaktaydı. Yani insanların tanrılar için, tanrıları hoşnut edebilmek için fedakârlık yapmalarıydı.

LİNKLER:

Meryemana.net Kütüphane